İstanbul da aldım başımı geziyorum delicesine ve anlamsız bir şekilde dolaşıyorum sokakları, neden buradayım ve amacım nedir diye sormadan, yada her zaman yaptığım gibi adımlarımı saymadan dolaşıyorum delicesine rüzgar bazen arkamda kimi zaman karşımda ama hiç bir zaman yanıma almadan dolaşıyorum, çünkü farkındasızlığımın zirvesinde de olsam, rüzgarın beni etkilemesinden korktuğum için hiç bir zaman yanımda yer almasına izin vermemişimdir…

Belkide hayatımın bir bölümünde bile olsa birisinin, bir topluluğun, bir materyalin yada hiç bir şeyin, yada he şeyin etkisine kapılmadan düşünebilmek adına dolaştım sınırsızca, çalınan araba kornolarını duymadan, kulağımda çalmayan bir müziği duymadan, sadece alışkanlıktan dolayı taktığım kulaklıklarımla ve sırf cebimde eksikliğini hissederek etkisi altında kalmamak adına yanıma kapalı olarak aldığım cep telefonumla dolaşmak istedim, kimsenin tesiri altında kalmadan sadece kendimle baş başa kalarak….

Ama işte nedense bir türlü gözlerimi kör edemedim çevremdeki mutsuz suratlra sahip insanları görmemi engelleyemedim ve sınırsız bağımsız düşünceye atamadım kendimi ve etkilendim mutsuz suratlara sahip insanların mutsuzluklarından… kendimi koparamadım toplumdan çünkü onlarla birlikte paylaşıyordum hayatı , ülkemi, sokağımı, evimi kısaca her şeyimi ve onların mutsuzluğu benim mutluluğum yada onların durumu benim farkındasızlığım olamazdı…  Başka insanlar yok ise eğer bende yoktum ve kandıramadım kendimi, beynimi alsamda gözlerimi alamadım kör edemedim onları, kör etsemde görmüştüm bir kez düşlerimden silemezdim, her şeyden silmek içinde kendimi öldürmeliydim sırf unutarak bağımsız hiç bir şeyin etkisi altında düşünebilmek adına, onuda yapamazdım biliyorum ve şunun farkına bir kez daha vardım…

ÇEVRESİNDEKİ İNSANLARA OLANLARI UMURSAMADAN YAŞAYAN İNSANLAR ASLINDA ÖLÜ İNSANLARDIR…

Kendi halinde, yalnız bir başına dolaşırken susuz denizlerde boğulurken kelimelere sarılarak kurtulan garip bir insan