no comments

Yalnızlaştığının Farkında mısın?

Uzun zamandır tüm dünyanın gündeminde olan Corona virüsü ile yatıyoruz, Corona virüsü ile kalkıyoruz, Çin’den sonra İtalya ve İran’da virüsün neden olduğu can kayıpları ve virüse yakalanan hasta sayısı ile salgının büyüklüğü hepimizi korkutur ve yalnızlaştırır oldu.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin hastalığı izole ederek, son zamanlarda tespit edilen vaka sayısının sıfıra inmesi herkesi umutlandırdı, Güney Kore’nin hastalığı kendi yöntemleri ile izole ederek salgının yayılmasını önlemesi, salgın ile mücadele de izolasyonun ne kadar önemli olduğunu anlamış olduk.

Aslında hastalıklar ve salgınlar bir şekilde duruduralarak, sağlık açısından bireylerimizin virüse karşı aşı veya ilaçla bağışıklığını arttırabiliriz ve bir ay yada üç ay gibi bir süre sonrasında geçmişte yaşanmış bir salgın olarak anılacak tarihi anılar arasında yer almaya başlar.

Peki, Dünya tarihine baktığımızda kaç tane salgın hastalığı ile mücadele ettiğimize incelersek.

Yalnızlaştığının Farkında mısın? 6 Yalnızlaştığının Farkında mısın? Yalnızlaştığının Farkında mısın?

• Ms 165 – 180 Antoninus (Galen) salgını
• 541 Yılında Jüstiyen Vebası
• 1346 – 1353 Kara Veba
• 15. YY Suçiçeği
• 1520 – 1576 Cocoliztli salgınlar
• 1914 – 1918 Tifüs

Saydıkca bitmeyecek gibi duruyor, onun için can kayıplarının en fazla yaşandığı salgınları belirttim sadece.

Dünya genelinde yaşanan bu salgınlarda ölen insan sayıları milyonlarla anılır, fakat hepsi tarihin tozlu raflarında yer alan anılar olarak kaldı.

Günümüzün salgını olan CORONA virüsü yayılma hızı ve sebep olduğu ölümlerle hepimizi korkutuyor, sağlık çalışanlarımız polislerimiz her şeylerinden ödün vererek virüsün kendilerine bulaşmasını göze alarak salgını yenebilmek için özveri ile çalışıyorlar.

Peki bir şeyin farkında mısın?

Tarihin tozlu raflarında yer alacak olacak olan kitaplarda, belgelerde yada google’nin arama tarihinde yazılmayacak olan ve etkisi devam ederek geleceğimizi etkileyecek olan, onarılması zor  bir etki ile karşı karşıyayız.

FARKINDA MISIN?

Yalnızlaştığının Farkında mısın? 7 Yalnızlaştığının Farkında mısın? Yalnızlaştığının Farkında mısın?• Tokalaşma
• Evindekal
• Sosyal Mesafeyi koru
• Sarılma

Salgından kendimizi korumak için yapmamız gerekenlerin en başında gelen önlemler,  bu önlemler bizlerin sağlığı için çok önemli ve uygulanması şart olan önlemler.

Peki nedir bu salgının toplumlarda açtığı yada açacağı kalıcı hasar, yukarıda saydığımız önlemlere baktığımızda bireyler yalnızlaştırılıyor ve toplum arasında yüz yüze iletişim, duygusal bağ kopmaya başlıyor.

Virüs sadece sağlığımızı etkileyen bir salgın değil, aynı zamanda ikili ilişkilerimizi ve toplumumuzun yargı değerlerini etkileyen bir silah haline gelmiş durumda;

Örneğin bu salgın, yaşlı insanlarımız vebalı gibi sokaklardan uzaklaştırıyor, insanları potansiyel tehlike olarak görerek, akraba, dost, arkadaş ayırt etmeden birbirlerinden uzak durmaya başlatıyor, bizi evlerimize kapatıyor, kısacası yalnızlaştırıyor.

İşte toplumumuzda, bireyler eğer yalnızlaşır ve sosyal bağlarından uzaklaşırsa, bu sosyal bağı ve kişiler arasındaki duygusal bağı tekrardan inşa etmek imkansızlaşacak,

Yalnızlaştığının Farkında mısın? 8 Yalnızlaştığının Farkında mısın? Yalnızlaştığının Farkında mısın?Otuz yıl önce olsa, toplum kendi kendine bu sosyal bozulmayı onarabilir di, o yıllarda internet şimdiki kadar yaygın değildi, Toplumda, yüz yüze konuşma, muhabbet ve iletişim daha sağlam olmasından dolayı, bu bozulmayı toplum kendiliğinden onarırdı.

Fakat günümüz şartlarında toplumun bu bozukluğu onarması imkansız gibi duruyor, evlere kapanan bireyin sosyal medya ve sanal ortamlara bağımlılığı daha çok artacağından dolayı yalnızlaşma ve asosyallik kalıcı bir hasar olarak kalacaktır.

FARKINDAMISIN YALNIZLAŞIYORSUN!!!

SAĞLIĞIMIZ İÇİN KURALLARA UYALIM  EVDE KALALIM, TOKALAŞMAYALIM, SOSYAL MESAFEYİ KORUYALIM HİJYENİMİZE ÖNEM VERELİM… 

Bu kurallara uymamız kendi ve toplumun sağlığı açısından çok önemli,

Fakat bu kurallara uyarken, insanlarla olan yüz yüze iletişimimizi koparmayalım, evlerimizde vakit geçirirken televizyon, bilgisayar gibi bizleri etkileyen aletlere bağlanmak yerine,  koltuklarımızı televizyona değilde eski yıllarda olduğu gibi birbirimize çevirelim oturalım ve muhabbet edelim, 

Eşimizin dostumuzu arayalım, gerekirse görüntülü arayalım ve televizyon ekranına görüntüyü bağlayarak, bizlerden uzakta kendi evlerinde de olsa dahi bize aynı misafirliğe gelmişler gibi birbirimizle sohbet edelim,

Çocuklarımızı Bilgisayar oyunlarında kaybolmasının ve sosyalliğini yitirmesinin önüne geçebilmek için, eğlenceli ve aile içerisinde oynanan oyunları birlikte oynayalım.

Yaşlı insanlarımıza vebalı gibi davranmak yerine, onlara anlayabilecekleri şekilde durumu anlatalım ve evde sıkılmalarının önüne geçebilmek için onların hoşlandığı konulardan muhabbetler açarak, onların gönüllerini hoş tutalım.

UNUTMAYIN

Bizler bayramlarda büyüklerimizin ellerini öperek hayır dualarını alan toplumuz.

Bizler Bayramları hep birlikte Memleketlerde akrabalarla bir araya gelen ve sevinçlerimizi, üzüntülerimizi onlarla paylaşan toplumuz.

Bizler Avrupalılar gibi, akraba bağlarına, dostluklara, arkadaşlıklara önem vermeyen toplum değiliz… 

Bizler, Dost, Arkadaş, Anne, Baba, Dede, Nine, Kardeş, Abi, Abla, Amca, Dayı, Hala sevgisi ile yoğrulmuş bireyleriz.

Bu Virüsü kurallara uyarak ve gerekli önlemlerin alınması ile, ilacın yada aşının bulunması ile bir şekilde yeneceğimize eminim.

AMA

Toplumumuzu ayakta tutan, Akraba, Eş, Dost, Arkadaş ilişkisini, sosyal yakınlığı yitirir ve birbirimize yabancılaşırsak, işte o zaman biteriz… Çünkü bunları tekrar kazandıracak bir ilaç hala bulunamadı…

UNUTMAYIN!!!

Hastalıklar geçicidir; Arkadaşlıklar, Dostluklar, Akrabalıklar,

EN ÖNEMLİSİ

İNSANLIK KALICIDIR
İnsanlığımızı Kaybetmeyelim.