Olmuyor anne, özlüyorum işte, arıyorum varlığını. Belki seni özleyebilecek kadar bile vakit geçiremedik. Belki resimler olmasa yüzünü bile her ayrıntısıyla hatırlayamayacağım.  Ah anne, gülüşünü hatırlamıyorum; hiç gülmemişsin ki fotograflarında.

Birinde bile. Bencilliğin dibe vurduğu anlar sen en çok yanımda istediğim anlar biliyorum. Hem haberin var mı? Bir gün kimseye ihtiyacım yok diye yırtınıyorum, diğer gün “annem nerede”? diyorum böğürerek ağlamalarımın arasından. Ah anne o kadar zor ki, sen bilemezsin bu acıyı, sen annesiz kalmadın çünkü.

Bende senden kalanlarla paylaştım acını yıllardır. Anne korkuyorum, tüm anneli şarkıları dinliyorum yokluğunda, seni unutamıyorum. Ben seni istiyor, seni özlüyorum. Bu aralar en çok ” Ah annem olacaktı şimdi yanımda…” ile başlıyor cümlelerim. “Bi tek annem olaydı bana bişey olmazdı diyorum. Sonra bakıyorum kendime aslında oldukça ucuz atlamışım sensizliği ben. Hiç de fena gitmiyorum ama özlüyorum işte yine de.

Dön diyemiyorum bile, öyle bir gittin ki, nasıl olduğunu neresi olduğunu tahmin bile edemeyeceğim bir yerdesin. Belki her yerde, belki de hiçbir yerdesin. Küçükken ben yine, bir rüyamı hatırlıyorum, iki üç gelişinden biriydi zaten. Bir sonraki gün matematik sınavım vardı ve sen bir gece önce rüyamda bana rakam dolu bir kâğıt gösterip hiç konuşmadan yüzüme baktın, düşünceli bir bakıştı bu. Seni, mimiklerini bilmediğimden anlamamıştım, ama o sınavı geçmiştim anne. Yine sınavım olsa yine girer misin rüyalarıma? Neden bir daha hiç gelmedin ki sanki? Ne sınavlar atlattım ben yokluğunda.

Bazı filmler, diziler çektiler anne, komedisi dramı. Konusu da şuydu; bir insanın sevdiği birinin ölümüyle başlıyordu ve sonra ölen kişi geri dönüyor ve filmin sonuna ya da diğer bölümlerde o kişiyle yaşıyordu sanki hiç ölmemiş gibi. İtiraf etmeliyim ki bazen derin nefesler çekip ah keşke.. Dediğim oldu. Bencillik dolu nefesler işte. Öyle ya, belki dünyada göremediğin göremeyeceğin huzuru buldun gittiğin yer de? Ne diye rahatsız etmek isteyeyim ki seni? Bencillik işte? Bir gün kavuşacağız ümidiyle yaşamak güzel de hiçbir şeyin garantisi yok ki. Ya seni son görüşüm….

Kahretsin, o anı bile hatırlamıyorum ki. Son doğum günümden kalan birkaç renkli fotoğraftasın sadece.

Elbette ruhun adın varlığın hep kalbimde ama ben seni de istiyorum anne. Karşımda, yanımda, derdimde, mutluluğumda, hüznümde başarımda, aşkımda geleceğimde istiyorum seni. Kuşak çatışmaları, ne giydin böyle tartışmaları,saat kaç oldu neredesin sen kavgaları.. hiçbirini yapamadık seninle. Kimseyi yerine koyamıyorum, koyamam anne. Çocukluğum sensiz daha kolay geçti belki de, ama şimdi iyiden iyiye koyuyor anne. İlk adımlarımı, ilk kelimemi, ilk oyuncağımı hatırlayan kimse kalmadı hayatta anne. Sen, kavuştuğumuzda bana bunları söylersin değil mi? Söz ver anne. Ya da dur verme, çünkü son hatırladığım, birlikte çok mutlu yaşayacağımıza dair verdiğin sözdü. Her anımda yanımda olacağına dair verdiğin söz. Neyse,boş ver anne. Belki de,hayatta olup ta beni sensiz bırakandansa,her gece ruhuna dua etmek belki daha iyidir anne. İşte senin arkandan oynadığım oyun anne,mutlu olma oyunu. Nasıl ama,kendimi iyice kaptırmışım değil mi? Seni seviyorum anne..

Bu kadar çok anne demek yazmanın kurallarına aykırı ama bu kelimeyi doya doya söylemeyi öyle çok seviyorum ki anne. Yazması da pek bir keyifli geliyor anne.

Geriye bir bakıyorum 11 yıl oldu sen gideli. Tam 11 yıl öncesinin tam Haziranın 13’ünün tam da Salı’sı. Sonra hemen önüme dönüyorum fena geliyor. Belli ki kart atacağın ya da arayabileceğin bir yerde değilsin yoksa çoktan gelmiştin. Küçükken tesadüfen öğrendiğim o şarkıda geçen gemiye mi bindin anne? Bana uzunca bir tatile gittiğini söylediler ama maalesef ki şimdikinden daha çoktu belki de aklım o zamanlar. Ama inanmış gibi yaptım bu yalana. Çünkü inanmak için geçerli bir sebebim vardı: çocuktum. Çocukluğun verdiği bu lüksü kullandım inanmış gibi yaptım.

Hani olsaydı ne olurdu? dediğimiz durumlar vardır ya. İşte konu sen olunca meraktan çatlıyorum ben. Olsaydın ne olacaktı, ne olacaktım, ne olacaktık? Bizi birbirimize emanet bıraktığın anan bazen kafamı bozmuyor değil haberin olsun. İyice yaşlandı yahu. Ama keşke sen de… tamam tamam sustum biliyorum bizim ailede yasak kelime; keşke. Hadi öptüm bay o zaman. Kapıyorum ben fazla yazmasın . Başımda ağrıyor zaten uyuyacağım daha.
Biliyorum ölmek için yaşıyoruz.

Eh o halde : Geldiğimde görüşürüz.

Kendi halinde, yalnız bir başına dolaşırken susuz denizlerde boğulurken kelimelere sarılarak kurtulan garip bir insan